Çocukluğun Dezintegratif Bozukluğu Nedir?
Çocukluğun dezintegratif bozukluğu, çocukta doğumdan sonra en az iki yıl boyunca normal gelişimin izlendiği; ancak daha sonra kazanılmış becerilerin belirgin şekilde kaybedildiği nadir görülen nörogelişimsel bir durumdur.
Belirtiler genellikle 3–4 yaş civarında ortaya çıkar ve 10 yaşından önce belirgin hale gelmiş olması tanı açısından önemlidir. Bu süreçte daha önce edinilmiş dil, sosyal, motor ve öz bakım becerilerinde gerileme görülür.
Klinik Özellikler
- İlk dönemde normal gelişim süreci
- 3–4 yaş sonrası kazanılmış becerilerde gerileme
- Konuşma ve iletişim becerilerinde kayıp
- Sosyal etkileşimde belirgin bozulma
- Motor becerilerde gerileme
- Öz bakım ve uyumsal davranışlarda azalma
Bozukluğun başlangıcı ani ya da kademeli olabilir. İlk dönemde huzursuzluk, anksiyete ve aktivitede artış gibi belirtiler görülebilir. Daha sonra gelişimsel kayıplar belirginleşir ve klinik tablo sabit bir düzeye ulaşabilir.
Altta yatan nörolojik bir hastalık varsa süreç ilerleyici olabilir ve ciddi durumlarda tablo kötüleşebilir.
İlişkili Durumlar
Çocukluğun dezintegratif bozukluğu; bazı nörolojik ve metabolik hastalıklarla (örneğin ilerleyici nörolojik hastalıklar, epilepsi, tuber skleroz gibi) birlikte görülebilir.
Ayrıca epilepsi görülme riski de bu bireylerde daha yüksek olabilir.
DSM Tanı Kriterlerine Genel Bakış
A. Doğumdan sonra en az ilk iki yıl normal gelişim (iletişim, sosyal etkileşim, oyun ve uyum becerileri dahil).
B. 10 yaşından önce aşağıdaki alanlardan en az ikisinde kazanılmış becerilerin kaybı:
- Dil gelişimi (anlama veya ifade)
- Sosyal beceriler ve uyum davranışları
- Bağırsak veya mesane kontrolü
- Oyun becerileri
- Motor beceriler
C. En az iki alanda belirgin işlev bozukluğu:
- Sosyal etkileşimde bozulma
- İletişim becerilerinde bozulma
- Tekrarlayıcı ve sınırlı davranış örüntüleri
Genel Değerlendirme
Çocukluğun dezintegratif bozukluğu nadir görülen ve ciddi gelişimsel gerileme ile karakterize bir durumdur. Erken tanı ve multidisipliner yaklaşım, bireyin mevcut becerilerinin korunması ve desteklenmesi açısından büyük önem taşır.